imkanlar
08
Eki 2018
Türkiye ve Atlantik Ülkeleri Ekonomi İşbirliği

İTÜ Ekonomi’den Dr. Öğr. Üyesi Serdar Altay’ın editörlüğünü yaptığı Türkiye ve Atlantik ülkeleri ekonomik işbirliğini ele alan kitap yayınlandı

Farklı algılar, uyuşmayan menfaat ve politikalar sebebiyle Türk-Amerikan, Türk-Avrupa ve Amerika-Avrupa ekonomik ilişkileri zaman zaman zarar görebilmektedir. Türkiye de transatlantik ittifakındaki ortaklarıyla bu sorunları yaşamaktadır.  Özellikle son dönemde Avrupa ve ABD’de artan ulusal popülizm, Britanya’nın Avrupa Birliği’nden ayrılma kararı ve süreci ile ABD yönetimi tarafından başlatılan ticaret savaşları ülkemiz dahil Atlantik ittifakı üyelerinin tamamına zarar vermektedir. İTÜ Ekonomi Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Serdar Altay, Johns Hopkins Üniversitesi’nden Profesör Dr. Daniel Hamilton ve İstinye Üniversitesi’nden Doç. Dr. Aylin Ünver Noi birlikte derledikleri kitaplarında son dönemde tırmanan gerginliklere mercek tutmakta ve çıkış yollarını ele almaktalar.

“Turkey in the North Atlantic Marketplace” başlığıyla yayınlanan ve Türkiye, ABD ve Avrupalı 15 yazarı bir araya getiren kitap temel olarak şu tezi işlemektedir: Türk-Amerikan, Türk-Avrupa ve Amerika-Avrupa ekonomik ilişkilerinde yaşanan olumsuzlukların giderilmesi, ve iktisadi ilişkilerin çeşitlendirilerek derinleştirilebilmesi ancak tarafların ekonomik bağlarını siyasi sorunlardan ayrı olarak ve siyasi sorunların üzerinde tutarak ele almalarıyla mümkün olabilecektir. Kitap hem var olan sorunları masaya yatırmakta hem de gerçekçi çözüm önerileri sunmaktadır. Bu sıkıntılı sürecin aşılabilmesi için yazarlar bir “Kuzey Atlantik Pazaryeri” inşa edilmesini önermektedir.

 

ABD’nin en prestijli üniversitelerinden Johns Hopkins’e bağlı olarak faaliyet gösteren bağımsız bir düşünce kuruluşu hüviyetindeki Center for Transatlantic Relations tarafından basılan kitabın ABD ve Avrupa politika yapıcıları arasında büyük yankı uyandıracağı beklenmektedir.

Kitaptaki bölümünde Dr. Altay Türkiye’ye gelen uluslararası doğrudan yatırımların yaklaşık yüzde sekseninin ABD ve AB menşeli olduğunu belirtmekte, ama ülkemizin potansiyelinin altında yatırım çektiğini vurgulamaktadır. Yaşanmakta olan gerginliklerin yatırım akışlarının yavaşlamasında etkili olduğunu belirten Altay, ABD ve AB’li yatırımcıların birçok sektörde Türkiye’nin sunduğu yatırım fırsatlarını kaçırdıklarını ifade etmektedir. Türkiye’nin yatırım ortamını iyileştirme bakımından OECD ülkeleri arasında lider ülke konumunda olduğunu belirten yazar, bu konumunu yeni bir uluslararası hukuki çerçeve ile perçinlediği takdirde ülkemizin daha fazla ve daha kaliteli yatırım çekebileceğini savunmaktadır. Yazarın önerisi ilk etapta Türkiye-AB Gümrük Birliği’nin ve/veya Türkiye-ABD yatırım anlaşmasının yatırımları ön planda tutacak şekilde güncellenmesidir. Daha geniş bir perspektifte ise yazar Atlantik müttefiklerinin siyasi sürtüşmelere konu ticaret ve regülasyon konuları yerine “istihdam ve büyüme” öncelikli bir ortak yatırım gündemi üzerinde uzlaşmaları ve bu yönde adımlar atmaları gerektiğine vurgu yapmaktadır.